“I found my love in Portofino” / Çizmeli Şehir

1082 Views 0 Comment
portofino

Bazı anlar ve bazı insanlar vardır. Ve bir de hep o an ve hep o insan dedirten şehirler…

Sırt çantana attığın birkaç penye, birkaç şort ve gardırobunun vazgeçilmezi kırmızı yağmurluğun ile o şehri gezmeye hazır mısın? Annenin şarkıları da olsun yanı başında, hikayene iyi gelir. Yalnız hissetmezsin hiç kendini oralarda. Gerçi gideceğin yer sıcak, gideceğin yerdeki insanlar sıcacık, bol kahkahalı, bol günaydınlı..
laundry-italyKarşıdan karşıya geçmek için dakikalarını kaldırım kenarında bırakmıyorsun, tüm trafik sana selam duruyor ve sen yanağındaki dev bir çukurla yolun karşısında buluyorsun kendini. Akşam olmak bilmiyor, patiska çarşafların mis koktuğu sokaklarda. Hiç akşam olmasın istiyorsun ve sanki zaman senin için duruyor, akşam olmak bilmiyor. Çizmeli şehir diyorlar buraya. Her yer deniz. Alıyorsun biletini, geçiyorsun tekneyle bu şehrin en güzel balıkçı kasabasına. Kaptan bağırıyor. “Fai presto!” Acelesi var, dönecek belli ki.

Ve işte şarkılar yazılmış Portofino ile tanışma vakti. Balkonlardan şarkılar düşüyor. Tazecik bir nikahtan çıkmış davetliler ellerinde şampanyaları ile sokaklara dökülmüş. Bir anlatıyor, bir gülüyorlar ve gözleri bambaşka hikayeler anlatıyor her birinin. O hikayelerde kaybolmak istiyorsun. Saatlerce yürümek, sonra yine ve yine yürümek. Kaybolmayı beceremiyorsun çünkü her sokak aynı yere çıkıyor. Aynı meydana aynı denize aynı kiliseye…

portofino-2

Sonbahara mı yakışıyor bu şehir, şehre mi en çok sonbahar yakışıyor, aklın karışıyor. Karmaşayı içine çekiyorsun hiç yadırgamadan. Gırtlağın karmaşayla doluyor. Bu doluluk sancılı bir açlığa itiyor seni. Margherita yemeden olmaz. Yine bir sokak arasına sıkışmış küçük bir dükkanda, ayak üstü doyuruyorsun karnını. Mozzarella peyniri akıyor domates sosu kalmış dudak aralıklarından. Acıktıkça acıktırıyor seni bu lezzet. O bir yaprak fesleğen kokusu gelince burnuna bir anlık duraksıyorsun. Özlediğin her şey baş aşağı sallanmaya başlıyor. Avuçlarındaki soğuk birayı yudumladıkça serinliyor için ve baş aşağı sallanan her şey bir bir geldiği yere geri dönüyor. Denize baktığında yüzün, gördüğün renkli kayıklara el sallıyorsun. Ne güzel insanlık; selamsız bırakmıyorlar seni. Kala kalıyorsun öylece arkalarından.

caffe-lungoDeniz kenarında küçük bir cafe. İçeri girer girmez ne istemen gerektiğini biliyormuş gibi “caffe lungo” diyorsun. Oturup bir köşeye, beklemeye koyuluyorsun… Önce kokusu geliyor lungonun. Yanında da minik turtalar. Müessesenin ikramı.. (Pirinçli Turta) İçin ısınıyor. Turtacıklar içini gıdıklıyor. Çocukluğun ziyarete geliyor o an. Ve yine mutlu oluyorsun. Gözlerini yumup bir lungo daha yuvarlıyorsun daha içerlere. Beklemenin belki de hiç bu kadar tadında olmadığı bir zamanın içinde buluyorsun kendini. Tabi sonra o zamandan bu zamana perdeler aralanıyor ve hesabı ödeyip, küçük bir mutluluk bırakarak ayrılıyorsun oradan.

İskeleye doğru yürüyorsun, dönüş zamanı olduğunu bile bile. Ayakların bir ileri giderken iki geri gitmiyor değil.

red-raincoat“Ne güzelsin sen Portofino” diyerek atlıyorum tekneye. Portofino şarkısını mırıldanıyorum. I found my love in Portofino diyerek sırtımı dayıyorum bu balıkçı kasabasına. Yine getirecek beni ayaklarım buraya biliyorum. Kalbimi de cebime koyup geleceğim. Belki yarın yine bu iskelede olurum şehri terk etmeden. Şimdi sevimli pansiyonumda beni bekleyen kırımızı yağmurluğuma yetişmeliyim. Bu rüzgârın arkası yağmur. Ve her şeyin devamı yağmurdan sonra.

Not: Eğer sonbaharsa, bu şehre yağmurluğunuz olmadan sakın gelmeyin. :)

italy-2

 

venice-travel-italy

italy-portofino-2

italy

0 Comments

Leave a Comment